24/12/2008 ·
Hastane mikroplarının yol açtığı enfeksiyonlara karşı "iyi bakterilerin" kullanılabileceği bildirildi.
İsveçli bilim adamları, 50 hasta üzerinde yaptıkları klinik araştırmada, yararlı (probiotik) bakteri Lactobacillus planarum 299’un tehlikeli mikropları bertaraf etmeye yaradığını saptadılar.
Solunum makinelerine bağlı hastalar, havalandırma kaynaklı zatürre (VAP) hastalığına yakalanma riski altında bulunuyorlar. Cihaza bağlı olunan her gün bu hastalığa yakalanma riski yüzde 1 oranında artıyor.
Enfeksiyon riskini azaltmak için doktorlar genellikle antiseptikler ve antibiyotikler kullanıyorlar ancak bunların da sakıncaları bulunuyor.
bu durumda "iyi bakterinin" kullanılmasının pratik bir alternatif olabileceği belirtildi.
Yapılan testlerde, hastanın ağzının milyonlarca Lp299 bakterisinin bulunduğu bir solüsyonla temizlenmesinin, "klorheksidin" antiseptiği kullanmak kadar etkili olduğu ve bir yan etkisinin bulunmadığı görüldü.
Ağız mukozasına yapışan bakterinin, hastalığa yol açan bakteriye karşı savaşmaya başladığını belirten bilim adamları, bu yöntemin ağızdan uygulanan kimyasal unsurlardan daha üstün olduğunu bildirdiler.
KAYNAKYorum (3) Yorum yaz!
24/12/2008 ·
1) Hastalar zayıflamış kan hücreleri beynin içinde parçalandığında felç geçiriyor. Bunun sonucunda da konuşma ve kollarını kullanabilme yeteneğini yitiriyor.
2) Cerrah, hastanın kafatasında küçük bir boşluk açarak kanayan damarların kanamasını durduruyor. Beynin içinde hiçbir şekilde kan bırakmıyor.
3) İçinde milyonlarca kök hücre bulunan 2 santimetrekare boyutlarındaki çay torbası yerleştiriliyor.
4) Poşetler, beyin hücrelerinin ölmesini ve kendisini yenilemesini sağlayan CM1 adlı bir ilaç üretmeye programlı.
5) İki hafta sonra, çay poşetleri beyinden çıkarılıyor. Hasta konuşma ve kollarını kontrol edebilme yetenegini yeniden kazanıyor. (Daily Mail)
KAYNAK
Yorum (1) Yorum yaz!
19/12/2008 · Kategori: saglik
Elmanın kanı temizleyici, sindirim sistemini uyarıcı özellikleri, damar sertliği, hemoroide, egzama ve deri hastalıklarına iyi gelmektedir. Elma, kandaki kolesterolü düşürerek damar sertliğini önler.”
Elma, idrar söktürücü özelliği olması nedeniyle böbrekleri çalıştırır.“Elma suyu sindirim sistemini uyararak, mide mukozasını güçlendirir. Yatıştırıcı ve ateş düşürücü olarak da kullanılan elmanın suyuyla silinen cilt, taze ve canlı bir görünüme kavuşur. Açıkcası, günde 3 elma tüketiminin yüzde 10 oranında kötü kolesterol düşmesine neden olurken, iyi kolesterol oranını da arttırdığı saptanmıştır.”
kaynak
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
1/12/2008 ·

Kahvenin, rahim ağzı kanserine yakalanma riskini azaltabileceği bildirildi.
Japonya Sağlık Bakanlığının talebiyle Ulusal Kanser Merkezinin yaptığı araştırma, çok kahve içen kadınların rahim ağzı kanserine yakalanma riskinin daha az olabileceğini ortaya koydu.
Bilim adamları, 40-69 yaşlarındaki 54 bin kadının sağlık durumunu 15 yıl boyunca izledi. Bu dönemde söz konusu kadınlardan 117’si rahim ağzı kanserine yakalandı.
Araştırmacılar, günde 3 fincandan fazla kahve içen kadınların rahim ağzı kanserine yakalanma riskinin haftada 2 fincandan daha az kahve içenlere göre yüzde 60 az olduğunu belirledi.
Kahvenin insülin oranını azaltmaya yardımcı olduğu, bunun da rahim ağzı kanserine yakalanma riskini azaltabileceği görüşü dile getirildi. Yeşil çayın da benzer etkileri olup olmadığını araştıran bilim adamları, çay içmekle rahim ağzı kanserine yakalanma riski arasında bağlantı bulmadı.
KAYNAK
Yorum (4) Yorum yaz!
17/11/2008 ·
Lejyoner Hastalığı (Klima Hastalığı) 
3 yıl önce klima yüzünden gribin ardından geçmeyen öksürük ses kısıklığı,ateş,halsizlik şikayetiyle doktora başvurdum.çekilen akciğer filmi sonunda pnomoni teşhisi konuldu.üç çeşit antibiyotiği birarada kullandım.1 ay akciğerlerimde rahatsızlık hissettim.artık odalarda uzun süre klima açık olarak uyumuyorum.
Lejyoner Hastalığı, Legionellaceae ailesinden L. Pneumophilia adlı bakterinin neden olduğu pnömoni yani zatürre hastalığı olarak tanımlanır.
Hastalığa neden olan bakteri 1977 yılında Philadelphia’da Lejyonerlerin toplantısı sırasında ortaya çıkan salgınla birlikte ortaya konulmuş ve bu nedenle Legionella adı verilmiştir.
Bakteri nemli ortamlarda ve akarsu ya da göllerde yaşar ve bu ortamlarda uzun süre canlılığını koruyabilir. Bakteri bu özelliği nedeniyle klima sistemlerinde de yaşayabilmekte ve bu sistemde oluşan aerosollerin ortamda bulunan insanlarca solunması sonucu akciğere yerleşerek hastalığa neden olmaktadır. Hastalığa halk arasında klima hastalığı denilmesinin sebebi de budur. Hastalığı neden olan bakteri büyük oteller ya da buna benzer kuruluşların su sistemlerine doğal kaynaklardan bulaşabilir ve bu sistemler içerisinde bakım ve dezenfeksiyon koşullarına uyulmadığı takdirde üreyebilir. Su sisteminde üreyen bakteriler su boruları, banyo armatürleri gibi çeşitli ortamlarda üremelerin devam ederek suyun kullanımı sırasında oluşan aerosollerin solukla akciğere alınması sonucu hastalığa neden olur.
Hastalık daha kronik akciğer veya karaciğer hastalıkları, kanserler, şeker hastalığı, alkolizm, yoğun sigara kullanımı neticesi savunma sisteminin zayıflaması sonucu ortaya çıkar yani bu sayılan durumlar lejyoner hastalığı için risk faktörü olarak kabul edilebilir.
Hastalığın belirti ve bulguları nelerdir?Hastalığın belirti ve bulguları hafif bir üst solunum yolu enfeksiyonu belirtilerinden, ölümcül seyreden zatürreye kadar çeşitlilik gösterebilir. Legionella bakterisinın neden olduğu zatürre hastalığında ateş, halsizlik, baş ağrısı, karın ağrısı, yaygın kas ağrıları, deri döküntüleri, kuru öksürük, nefes darlığı gibi belirtiler kısa sürede ortaya çıkar ve ateş 40 dereceye çıkabilir. Bu hastalarda diğer zatürrelerden farklı olarak sıklıkla akciğer dışı belirti ve bulgular da görülür. Karın ağrısı, bulantı – kusma , ishal, bradikardi (kalp atım sayısının azalması) bu belirtilere örnek olarak sayılabilir. Ayrıca bu hastalarda bilinç bozukluğu da görülebilir. Hastaların fizik muayenelerinde pnömoniye has bulgular mevcuttur.
Tanı yöntemleri nelerdir?Bu olgularda çekilen akciğer grafileri sadece pnömoni bulguları verir yani hastalığın lejyoner hastalığı olduğunu kanıtlayacak özel bir radyolojik bulgu yoktur. Kan sayımında lökosit sayısı normal olabilir ya da hafifçe artmıştır. Karaciğer enzimlerinde ve LDH enzim düzeyinde yükselme, hiponatremi, böbrek fonksiyonlarında bozulma saptanabilir. Sedimantasyon genellikle yüksektir. Bu bulguların hiçbirisi lejyoner hastalığı için spesifik değildir ve tanı koyduramaz. Kesin tanı için her şeyden önce hekimin hastalıktan kuşkulanması ve bu hastalığın tanısına yönelik tetkikleri istemesi gerekir. Balgam, kan ve idrarda Legionella bakterisi ya da onun antijenleri tespit edilerek tanıya ulaşılır.
TedaviHastalığın tedavisinde antibiyotiklerden yararlanılır. Ancak lejyoner hastalığında tedavi için kullanılan antibiyotikler ve bunların kullanım süreleri diğer pnömonilere göre farklılık gösterir. Tedaviye yanıt genellikle çabuk olmakla birlikte ağır seyreden bazı olgularda sekeller kalabilir.
KAYNAK
Yorum (3) Yorum yaz!
« Önceki ::